Ayşe Hanım’ın 6 Ayda 15 Kilo Verme Mücadelesi

Gerçek zayıflama hikayelerinden birisinin kahramanı olan Ayşe hanım, 6 ayda 15 kilo verdiği zayıflama serüvenini bizimle paylaştı. Zayıflama hikayesinin en önemli noktası yavaş ama sağlıklı olması. Böylelikle, vermiş olduğu kiloyu yaşamı boyunca geri almayacağını umuyoruz.

Paylaş

Birçok kadın hayatının en azından belli başlı bazı dönemlerinde kilo vermek durumunda kalmıştır. 27 yaşındaki takipçimiz Ayşe’nin hikayesi de buna benzer. Çocukluğundan bu yana fazla kiloları ile başı dertte olan Ayşe, 30 yaşına yaklaştığında kısa sürede aldığı kilolar yüzünden oldukça mutsuz bir kadın haline gelmiş. Metabolizması ile ilgili bazı sıkıntılar yaşayan okuyucumuz bu yüzden kilo verme konusunda pek çok güçlük çekmiş. 6 ay gibi bir sürede yavaş ve dengeli bir şekilde 15 kilo veren Ayşe kilo verme sürecinde yaşadıklarını bizimle paylaşarak kilo vermek isteyenlere motivasyon sağlamak istediği için sizlere değerli okurumuz Ayşe’nin kaleminden zayıflama hikayesini aktarıyor ve kendisine hayatı boyunca mutluluklar diliyoruz.

Çocukluğumdan Bu Yana Hep Fazla Kilolu Oldum

Çocukluk yıllarından beri kolay kilo alan bir yapıya sahiptim. Bu nedenle neredeyse her yaşımda fazla kilolarımla mücadele etmek zorunda kaldım. Hayat hiçbir zaman adil değildi ve bazılarımız gerçekten de şanssız doğuyordu.

Ailem de yer alan diğer bireylerin aksine ben hiçbir zaman doya doya bir şey yiyebildiğimi hatırlayamıyorum. Kilo almaya çok müsait bir yapım vardı ve bu yüzden her daim yediklerime dikkat etmem gerekiyordu. Her ne kadar dikkat etmeye çalışsam da geçen yıllar içerisinde yavaş yavaş kilo almaya başlamıştım.

Öğrencilik Yıllarımda Alay Konusu Oluyordum

Ortaokul ve lise yıllarımda toplu bir çocuk olarak sınıfının en iri kızları arasında bulunuyordum. Birçok erkek arkadaşım beni kendileriyle bir görüyor ve fazla kilolarım ile alay ediyordu. Neredeyse kabus olarak tanımlayabileceğim şekilde geçen ortaokul ve lise yıllarından sonra üniversitede durum pek de farklı gitmedi.

Yıllar içerisinde farklı kişilerden hoşlanmış olmama rağmen fazla kilolarımdan ötürü hiçbir zaman onları açılamadım. Üniversite bittikten sonra çalışmaya başladım ve kilom artarak devam etti. Yıllar ilerledikçe ideal kilomdan uzaklaşmaya devam ediyordum ve artık bunun bir şekilde önüne geçmem gerekiyordu. Bunun için yapmam gereken şey aslında oldukça belliydi. Kendime uygun bir diyet listesi bulup onu tam anlamıyla uygulamam gerekiyordu.

Taş Devri Diyeti ile Tanıştım

Boş günlerimden birisinde internetin başına oturarak farklı sitelerde yer alan çeşitli diyetleri incelemeye başladım. Burada daha önce hiç görmediğim yüzlerce farklı diyet ile karşılaştım. Her diyetin kendine özgü kuralları vardı ve başarılı olabilmek için kesinlikle bu kurallara uyulması gerekiyordu. Ancak kurallar pek bana göre değildi. Özellikle bir kibrit kutusu peynir gibi yiyecekler içeren listelerden kesinlikle uzak durmalıydım çünkü bu tarz listeleri yapamayacağımı adım gibi biliyordum. Bunun yerine daha esnek kuralları olan ve kendi yiyecek listemi hazırlamama imkan veren bir diyet listesi uygulamalıydım.

Tüm diyet listeleri içerisinde uzun ve derin araştırmalarım sonucunda Taş Devri diyetinde karar kıldım. Taş devri diyetinin en güzel özelliği kişileri belli bir diyet listesine bağlı kalmaya zorunlu bırakmamasıydı. Bu diyet sistemi yenilebilecekleri ve yenemeyecekleri söylüyor, liste hazırlama işini ise tamamen zayıflamak isteyen kişilere bırakıyordu. İşte bu tam da benim istediğim türde bir diyet listesiydi.

Taş Devri Diyetini Detayları ile Araştırdım

Vakit kaybetmeden internet üzerinde taş devri diyeti ile ilgili olan her türlü içeriği detaylı şekilde okumaya başladım. Ne kadar çok bilgi edinirsem o kadar da başarılı olacağıma inanıyordum. Yeterli bilgi edindiğimi düşündüğüm zaman markete giderek Taş Devri diyetinde izin verilen yiyeceklerin listesine göre almam gereken her şeyi temin ettim. Eve döndükten sonra ise diyete başladım.

Taş Devrinin Kurallarını İyice Benimsedim

Ünlü bir doktor tarafından hazırlanan taş devri diyeti bir diğer adıyla Paleo diyeti olarak da biliniyordu. Taş devri diyetinde uyulması gereken bazı belli başlı kurallar vardı. Bu kurallara göre proteinlerin günlük beslenme sisteminin %15’ini kaplaması gerekiyordu. Geriye kalan yüzdenin 40’ını ise karbonhidratlar oluşturmalıydı ancak karbonhidratlar konusunda nişastayı hiçbir şekilde içermeyen meyve ve sebzelerin tüketimine ağırlık verilmeliydi. Taş devri diyetine göre lifler oldukça faydalıydı ve bol bol tüketilmesi önemliydi ancak bu aşamada da yine nişasta içeren liflerden uzak durmak çok mühimdi.

Trans Yağlardan Uzak Durmaya Çalıştım

Taş Devri programına göre kalp ve damar hastalıklarının önüne geçebilmek amacıyla trans yağlardan ve çoklu doymamış yağlardan sakınmak gerekiyordu. Bu tür yağların yerine tekli doymamış yağları tüketmek ya da Omega-3 yağları içeren yiyeceklerden faydalanmak çok daha mantıklı bir seçenekti. Bu diyetin önerdiği şeylerden birisi de potasyumdu çünkü potasyumun kalp üzerinde oldukça olumlu pek çok etkisi vardı.

Günlük alınan potasyum miktarını arttırmak kalp krizi riskini önemli ölçüde azaltıyordu. Taş devri diyetinin temel mantığında vücudun asit ve alkali dengesini iyi bir şekilde sağlamak geliyordu. Sürekli asit yapan yiyecekleri tüketmek bir süre sonra hem kas yapısına hem de kemik yapısına zarar vermeye başlıyordu. Fakat alkali beslenme sistemi hem böbrek taşlarını azaltıyor hem de astımın önüne geçiyordu.

Süt ve Süt Ürünleri Tamamen Yasaktı

Taş devri diyetinin ilgimi çeken yönlerinden birisi de süt ve süt ürünlerinin kesinlikle yasaklamasıydı. Ben zaten çocukluğumdan bu yana süt ürünlerinden uzak birisiydim ve bu yüzden bu konuda hiç de zorlanmadığımı söyleyebilirim. Taş devri diyetinde önemli kuralların başında tahıllardan uzak durmak da vardı. Bu konu bazı kişiler için başta oldukça zorlayıcı olabilir çünkü benim için de öyle oldu. Hatta sadece bu kural yüzünden çoğu zaman diyetimi neredeyse bırakacak konuma kadar geldim. Ancak daha sonra çevremdekilerin ve özellikle ailemin desteği ile yılmadan devam ettim.

Taş devri diyetinin yaratıcısı olan doktorun söylediğine göre bir iki hafta boyunca tahıl tüketmediğimizde artık vücudumuz onu eskisi kadar istemeyecekti. Gerçekten de dediği doğruydu ve iki hafta sonra vücudum eskisi kadar ekmek ya da pilav gibi yiyeceklere yönelmiyordu. Bu benim için oldukça önemli bir aşamaydı.

Paleo Diyetinde Serbest Olan Yiyecekler

Paleo diyetinde serbest olan bazı yiyecekler vardı. Bunlar; doğal yollarla beslenmiş hayvanlardan üretilen kırmızı ve beyaz etler, mevsimine özel olarak toplanmış meyveyle sebzeler, yağlı olan tüm tohumlar, doğal organik yumurta ile zeytinyağı, keten tohumu yağı, ceviz yağı ve hindistan cevizi yağıydı. Yasaklılar listesinde ise tam tahıllı ürünlerin tamamı yer alıyordu. Ayrıca baklagiller, süt ve süt ürünleri yine tüketilmemesi gereken besinler arasındaydı. Rafine edilmiş şeker, patates ve tuz ise bu diyet boyunca yasaklı olan yiyeceklerin başında geliyordu.

Örnek Bir Taş Devri Beslenmesi

Örnek bir taş devri listesinde sabah kahvaltısında soğan, biber, mantar ve brokoli ince ince doğrandıktan sonra zeytinyağı dökülen bir tavanın içine atılıyor ve yumuşayana kadar pişirilmesi sağlanıyordu. Daha sonra içerisine yumurta kırılarak lezzetli bir omlet yapılıyordu. Ara öğünde mevsim meyvelerinden istenildiği kadar tüketilebiliyordu. Öğle yemeğine gelindiğinde yine mevsime göre bir yeşillik salatası yanına badem ya da ceviz gibi yağlı tohumlar tüketiliyordu. Daha sonra bu salatanın yanında balık ya da tavuk eti ideal bir seçenek oluyordu.

Limon ve Zeytin Yağının Önemi Büyüktü

Her türlü yemek ve salatada zeytinyağı ve limon tüketimi bu diyetin en temel prensiplerinden birisiydi. Akşam yemeği ise daha çok et ve sebze üzerineydi. Yemekten 15 dakika sonra bir adet maden suyu tüketimi öneriliyordu. Neticede tüm bu püf noktalar ile kolaylıkla uyguladığım taş devri diyeti sayesinde 6 ayda yavaş ve dengeli bir şekilde 15 kilo vermeyi başardım. Şimdilerde kilomu korumaya devam ediyorum ve herkese bu diyeti tavsiye ediyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir